‘nun İş Geliştirme Başkanı Aleksandr Vat ile özel bir röportaj gerçekleştirerek firmanın yeni Aggregated Ethereum Rich List çözümü hakkında konuştu.
Ethplorer ekibi, geleneksel Ethereum zenginler listesinin artık yanıltıcı hale geldiğini çünkü cüzdanların yalnızca ETH bakiyelerine göre sıralandığını savundu. Yeni listede her adresin elindeki toplam bakiye hesaba katılıyor yani ETH, ERC-20 token’lar ve stablecoin’ler de buna dahil.
Görsel: Aleksandr Vat
Vat’a göre bu gelişme, Ethereum üzerindeki varlık dağılımı, likidite ve risk tablosunu kökten değiştiriyor. Ayrıca Ethplorer ekibinin en çarpıcı bulgularından birine işaret ediyor: altcoin sezonu belki de çoktan gerçekleşti; grafiklerde değil, bilançolarda!
Ethereum’un Zenginler Listesi Tamamen Değişti!
BeInCrypto: Konferansta toplulukla yeni Ethereum sıralamanızdan bahsettiniz. Aggregated Ethereum Rich List tam olarak nedir, Ethplorer neden bu projeye ihtiyaç duydu?
Aleksandr Vat: Ethplorer olarak Ethereum zenginler listesini baştan tasarladık ve adresleri yalnızca ETH varlıklarına göre değil, elindeki toplam dolar değerine göre sıraladık. Buna ETH, ERC-20 token’lar ve stablecoin’ler de dahil.
Ethereum adreslerinin yeni Toplam Sıralaması, eskiden olduğu gibi ethBalanceUsd’ye göre değil, totalBalanceUsd’ye göre oluşturuluyor. Amacımız basitti: Sadece ETH’ye dayalı sıralamalar artık Ethereum’daki gerçek ekonomik gücü yansıtmıyor.
BeInCrypto: Yalnızca ETH’ye göre yapılan eski sıralamada temelde ne yanlış vardı?
Aleksandr Vat: Sadece ETH’yi baz alan eski listeler, ekosistemdeki sermayenin büyük kısmını göz ardı ediyor. Bugün toplam değerin yaklaşık %66’sı, yani büyük bölümü token’lar ve stablecoin’lerde tutuluyor. Yani sadece ETH odaklı listeler, kimlerin gerçekten likidite ve risk üzerinde söz sahibi olduğunu çarpıtıyor.
BeInCrypto: Listeyi ilk kez güncellediğinizde sizi en çok şaşırtan şey ne oldu?
Aleksandr Vat: En büyük değişiklik, tüm hiyerarşinin yer değiştirmesiydi. Token’lar da eklendiğinde, en büyük 10.000 adresin tuttuğu sermaye neredeyse üç katına çıkıyor. Eskiden pek görülmeyen bazı adresler bir anda listenin üst sıralarında yer almaya başlıyor.
Ethereum Artık Kurumsal Bir Yapıya mı Dönüşüyor?
BeInCrypto: Vitalik Buterin, Ethereum’u değerin kod ile yönetildiği bir platform olarak hayal etmişti. Bu vizyon sizce gerçeğe dönüştü mü?
Aleksandr Vat: Git gide daha çok bireylerden ziyade artık sistemler ön plana çıkıyor. Akıllı kontratlar, kripto para borsaları ve likidite merkezi adresleri artık devasa bir sermaye tutuyor. Ethereum ise eskisi gibi balina odaklı değil, kurum ve protokol odaklı bir yapıya evrilmiş durumda.
Burada asıl önemli konu artık bunu ölçebiliyor olmamız. Eski ETH tabanlı listelerde bu dönüşümü görmek neredeyse imkansızdı. Ancak toplu bakiyelere baktığınızda, yönetilen sermayenin büyük bir kısmının akıllı kontrat’lar, DeFi protokol’leri, köprüler ve likidite havuzlarında olduğunu net biçimde görebiliyoruz. Yaklaşık toplam sermayenin %28’i bu tür sistemlerde bulunuyor.
Özetle bu artık bir vizyon değil; ekosistemin yapısal bir gerçeği haline gelmiş durumda.
‘Altcoin Sezonu’ Çoktan Bitti mi?
BeInCrypto: ‘Altcoin sezonu çoktan yaşandı’ diyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız?
Aleksandr Vat: Altcoin sezonu ortadan kaybolmadı, ama yer değiştirdi. Grafiklerde değil bilançolarda yaşandı!
2017–2021 arasındaki dönemde Ethereum ekosisteminin ekonomik ağırlığı çoğunlukla ETH’deydi, token’lar ve stablecoin’ler ikincil roldeydi.
Ancak bu yapı değişti. 2022-2023’e gelindiğinde, token cinsinden bakiyeler ETH ile neredeyse başa başa gelmişti.
Ethereum’un 2026 Toplu Sıralaması’nda, ETH artık portföylerde baskın değil. En zengin 10.000 adres, 2026 mart ayı sonunda toplamda yaklaşık 342 milyar dolar değer tutuyor. Bunun 116,5 milyar doları ETH’den oluşuyor: Yani yaklaşık %34’ü. Kalan %66’lık kısmı ise token’lara ayrılmış durumda.
BeInCrypto: Peki, piyasa bu gelişmeyi neden gözden kaçırdı?
Aleksandr Vat: Çünkü çoğu kişi sadece fiyatlara bakıyor, varlık kompozisyonuna değil. Grafikler yatay giderken, sermaye sessizce token’lar, stablecoin’ler ve akıllı kontrat’lar arasında yeniden dağıldı.
BeInCrypto: Farklı bir piyasa döngüsüyle mi karşı karşıyayız?
Aleksandr Vat: Kesinlikle öyle. Piyasa artık fiyat keşfinden güç keşfine geçiyor. En temel soru şu: ‘Fiyat ne?’ değil, ‘Likidite ve riski kim kontrol ediyor?’
Yatırımcı ve Analistler İçin Ne Anlama Geliyor?
BeInCrypto: Pratikte bu durum yatırımcılara ne kazandıracak?
Aleksandr Vat: Risk analizini kökten değiştiriyor. Artık yalnızca fiyata ya da piyasa değerine bakmak yetmez. O bakiyenin gerçek dış kaynaklı sermaye mi, yoksa kendi kendine basılmış token’lar mı tuttuğuna da dikkat etmek gerekiyor.
BeInCrypto: Analist’ler bu yeni veriyle yaklaşımını nasıl güncellemeli?
Aleksandr Vat: Analist’ler artık anlatılardan çıkıp kompozisyon analizine odaklanmalı. TVL veya token fiyatı gibi tekil rakamlara değil, toplu bakiyelere, sermaye kaynaklarına ve bağımlılıklara bakmak gerekiyor.
BeInCrypto: TVL ve piyasa değeri yorumlarımız da değişecek mi?
Aleksandr Vat: Kesinlikle. Her iki metrik de aslında kendi kendine basılmış token’lardan etkilenebiliyor. Varlık kompozisyonunu anlamadan, gerçek ekonomik gücü olduğundan fazla görebilirsiniz.
Matbaa Endeksi: Gerçek Değer Nasıl Anlaşılır?
BeInCrypto: Printing-Press Endeksi nedir ve bunu neden ortaya çıkardınız?
Aleksandr Vat: Printing-Press Endeksi ya da kısaca PPI, bir portföyün ne kadarının projenin kendi token’ından oluştuğunu ölçüyor. Bu sayede gerçek sermaye ile içeriden yaratılan değeri birbirinden ayırmak kolaylaşıyor.
Formülü gayet basit:
PPI, bir projenin sahip olduğu kendi token’larının dolar bazındaki değeri, portföyündeki toplam token’ların dolar değerine bölünmesiyle bulunuyor. Yani projenin portföyündeki kendi token’ının ağırlığını gösteriyor.
BeInCrypto: PPI, DeFi, merkezi kripto para borsaları, köprüler ve Katman 2 ağları hakkında ne ortaya koydu?
Aleksandr Vat: DeFi, merkezi oyunculara kıyasla kendi çıkardığı token’lara çok daha bağımlı. Ortalama olarak iki kat daha yüksek: %14,7’ye karşılık %6,9.
Köprü’ler ve Katman 2’ler ise ortalama %34,8 civarında çok daha yüksek PPI gösteriyor. Bunun bir kısmı yapısal: Çünkü genellikle likidite ve staking için yerel token gerekli. Fakat bu durum, sistemin token fiyatına bağımlılık riskini de artırıyor.
BeInCrypto: PPI ne zaman riskli hale geliyor?
Aleksandr Vat: Yaklaşık %20’nin altı normal sayılır. Ancak %40 ile %50’nin üzerine çıktığında, sistem kırılganlaşıyor ve kendi kendini tetikleyen çöküş dinamiklerine açık hale geliyor.
BeInCrypto: Yüksek PPI riskine gerçek örnekler verebilir misiniz?
Aleksandr Vat: UST-LUNA en uç vakadır. Sistemin neredeyse tamamı kendi token’ı ile destekleniyordu ve bu, bir death cross ile sonuçlandı.
Bir başka örnek ise FTX tarafında yer alıyor. FTT’ye yaklaşık %40 oranında pozisyon almak bile baskı altında çöküşü tetiklemeye yetti. Yani yüksek PPI tehlikeli hale gelmesi için uç noktalara ulaşmak zorunda değil.
ETH Hala Önemli Ancak Artık Her Şey Değil!
BeInCrypto: ETH hala Ethereum ekonomisinin kalbini mi oluşturuyor?
Aleksandr Vat: ETH hala önemli ancak büyük portföylerde artık baskın değer saklama aracı değil. Büyük sahiplerin elindeki sermayenin sadece %34’ü ETH’de. Geriye kalan %66 ise ETH dışında, token’larda bulunuyor.
BeInCrypto: Adres dinamikleri anlamında sizi en çok ne şaşırttı?
Aleksandr Vat: En büyük değişiklik nesil farkı. Aggregated Ranking’deki (toplu sıralama) büyük adreslerin çoğu oldukça yeni. Bu da sermayenin DeFi ve token’lar yoluyla ekosisteme giriş yaptığını gösteriyor.
ETH’nin kendi sıralamasında cüzdanların yaklaşık üçte biri beş yıldan daha eski. Aggregated Ranking’de ise cüzdanların neredeyse %60’ı iki yıldan genç.
Toplu adresler ayrıca yaklaşık %25 daha aktif. Bu adreslerde, bakiyelerdeki değişimler ve volatilite daha yüksek. Nedeni basit: Bunlar pasif ETH tutmak yerine gerçek likidite hareketlerini yansıtıyor.
Sahte Token Zenginliğini Elemek Şart!
BeInCrypto: Sahte ya da şişirilmiş token bakiyeleriyle nasıl başa çıkıyorsunuz?
Aleksandr Vat: Likidite filtreleri uyguluyoruz. Yani piyasayı hareket ettirmeden gerçekçi bir şekilde satılamayacak bakiyeleri hariç tutuyoruz.
Filtre olmazsa, düşük likiditeli token’lar sıralamayı yapay şekilde şişirebilir ve gerçek ekonomik gücü yanlış gösterebilir. Çünkü kripto parada bir token üretip az işlemle fiyata değer atamak ve cüzdanı büyük göstermek çok kolay.
Bunu önlemek için farklı doğrulama kontrolleri kullanıyoruz. Minimum trading aktivitesine bakıyoruz; hem güncel hem de geçmiş dönemde. Piyasa değeri tutarlılığını kontrol ediyor ve bir bakiyenin piyasada gerçekten satılabilir olup olmadığını değerlendiriyoruz.
İşin özü şu: Elinizdeki pozisyonu iki hafta içinde makul şekilde satamıyorsanız o bakiye gerçek likit sermayeyi temsil etmez ve sıralamayı bozmasına izin vermemek gerekir.
Beacon Deposit Contract Sorunu
BeInCrypto: Bu röportajdan önce, iyi bilinen platformlardaki klasik Ethereum zenginler listelerine baktık. Hemen fark ettik ki Beacon Deposit Contract, Ethereum ağının neredeyse %70’ine sahip görünüyor. Gerçekten piyasada sadece kalan %30’un davranışı mı inceleniyor?
Aleksandr Vat: ETH odaklı sıralamalardaki asıl problem tam da bu. Yanıltıcı bir tablo ortaya çıkıyor.
Beacon contract, bir gerçek kasaya sahip değil. Teknik olarak sadece staking için açılmış bir mevduat kaydı. Oradaki ETH’yi tek bir kişi kontrol etmiyor, hatta o adresten çekmek bile mümkün değil.
Yani burada yaklaşık 83 milyon ETH ile “piyasanın %70’i” gibi görünmesi teknik bir rakam ve gerçek ekonomik gücü ya da piyasadaki sermaye hareketini göstermiyor.
Gerçek tabloya bakarsak, aktif staking miktarı aslında 39 milyon ETH’ye daha yakın. Sıralamayı likit token’lar ve stablecoin’leri de ekleyerek toplu incelemeye çektiğimizde ise aktif staking, tüm ekosistem sermayesinin sadece %10’dan biraz fazlasını oluşturuyor.
Yani aslında sadece piyasadaki %30’luk kısmı analiz etmiyoruz. Yaklaşık %10’u staking’te. Kalan %90 ise sermayenin hareket ettiği, trading yapılan ve sermayenin ekosistem içinde dağıldığı yer.
Sıralama Nasıl Oluşturuldu?
BeInCrypto: Bu sıralamayı oluşturmak ne kadar sürdü?
Aleksandr Vat: Tek bir zaman çizelgesi yok. Çünkü bu bağımsız bir proje olarak başlamadı. Ethplorer, yıllardır token seviyesinde veri işliyor, dolar bazında değer hesaplıyor ve düşük kaliteli varlıkları filtrelemeye odaklanıyordu.
Belli bir noktada veri kalitesi ve kapsamı öyle bir seviyeye çıktı ki, tam kapsamlı bir toplu sıralama hazırlamak mümkün oldu. Biz de bunu yapılandırılmış bir ürün haline getirdik.
BeInCrypto: En zorlu kısmı neydi?
Aleksandr Vat: Verileri temizlemek en büyük zorluktu. Özellikle spam token’lar, fiyat tutarsızlıkları ve farklı varlıkların tek çatı altında toplanması konusunda ciddi emek harcadık.
BeInCrypto: Topluluktan nasıl geri bildirimler aldınız?
Aleksandr Vat: Yoğun ilgi ve tartışma oldu. Özellikle de bu sıralama Ethereum hakkındaki genel kabulleri sorguladığı için ilgi çekici buldular.
BeInCrypto: Paris Blockchain Week’te bu çalışmayı sektör oyuncuları ile paylaşma fırsatınız oldu mu?
Aleksandr Vat: Evet yatırımcıların tepkileri merak ile şüphe arasında değişiklik gösterdi. Yeni bir analiz yaklaşımı getirdiğinizde bu gayet normal bir durum.
Son Söz: Açıklamadan Ne Çıkarılmalı?
BeInCrypto: Araştırmanızdan öne çıkan ana mesaj nedir?
Aleksandr Vat: Artık Ethereum’un zenginler listesi sadece varlıktan ibaret değil. Burada asıl önemli olan sermaye akışı ve riskin nasıl dağıldığı.
BeInCrypto: Bu değişimi tek cümlede özetlemeniz gerekirse ne dersiniz?
Aleksandr Vat: Artık bakiyeleri izlemekten çıkıp sermaye yapısını anlamaya geçtik dedi.
web sitesinde görüldü.